|
Tarih
Tarih; Elif Hala’nın masalı değildir.
Tarih; Siyasi emelleri için kişilerin kendi düşünceleri doğrultusunda insanları yönlendirmek için anlattıkları öyküler de değildir.
Tarih; kazananın kahraman, kaybedenin asi ilan edildiği saptırımlı öyküler de değildir.
Tarih; Zaro’nun efsanesi olgusu da değildir.
Anlatılanların tarih niteliği taşıması için; yer ve zaman kavramı, içinde gerçek kişiler olmalı. Anlatılan olaylara kaynak gösterilebilmeli. Olayları yazan veya anlatan kişi bilinenler doğrusunda hareket etmeli. İçinde ‘mış’lar olmamalı. Kazılarla, kullanılan belgelerle desteklenmeli. Anlatanı, anlatılanı tarafsız olmalı.
Günlerden birinde çok değer verdiğim bir dostum yeni bir eser hazırlıyormuş. Benden bir yakınımın kısa özgeçmişi için yardım istedi. Kabul ettim. Yalnız iki isim de gönüllü, ben versem onları da yayınlarımsın dedim kabul etmedi. Sonra nedenini sordum; Birinin mesleği uygun değilmiş! Diğerinin İnancı farklıymış. Kitabında bu tür kişilere yer veremezmiş. Bu kişi tarih yazabilir mi dersiniz. Bence hayır; Yazar ama tarih olmaz! Tarihi tahrip olur. Yazdıkları Ancak hurafe olur. Okur! Okur! Gene okur! Tekrar yazar, gene yazar aynısını yazar. Çünkü kendi düşüncesini doğru sanır.
Demeyin, senin doğrun nedir? Her zaman söylerim; benim doğrum iki nokta arasında kısa olandır. Olayların bir başlangıcı, birde bitişi vardır. Başlangıcı da yanlış olabilir, bitişi de… Doğru olan; hedefe varmak için takip edilen kısa yoldur. Dağdaki eşkıya da, evine ekmek götürmeye çalışan vatandaş da doğru yaptığına inanır.
İlçemizin tarihi ile ilgili anlatılanlar çok sınırlı yazılı ve araştırılmış kaynaklara dayanmayan sıra dışı masallar. Öyle gerçek dışı anlatılıyor ki. Kahramanının adı birinde ‘Zora’, diğerinde ‘Zoro’, başka birinde ise ‘Zaro’ yazıyor. Keloğlan, incili çavuş masalları gibi…
Yazar çizer arkadaşlarım bana kızacaklar.
Beni arkadaşlarım ve insanlar aklını ‘MIŞ’la, ‘DI’ya takmış deli olarak kabul etsinler.
Masalı masal gibi, öyküyü öykü gibi, efsaneyi efsane gibi anlatsınlar.
Tarihi de tarih olarak kabul etsin öyle anlatsın, mümkün olduğu kadar belgelesinler.
Belli bir yaşa kadar anlatılanlara inandım. Zoro’nun masalını insanlara bende aktardım. Okuyup araştırınca uzun yıllar da öğretmen olduğum için insanlardan utandım.
Gerçekle ilgisi olmayan, uyduruk şeyleri çevreme niye aktardım. Masallarda bilinsin, efsanelerde anlatılsın. Bunlar; içinde yaşadığımız toplumun kültür zenginlikleri ama yeni yetişen neslin masal kahramanlarına özentisi toplumda tamiri güç yaralar açıyor.
Doğrular Davut’un ki gibi oluyor.
Bu yazı 181 kez okundu. Yorum Ekle | Arkadaşına Gönder | Yazıcı Dostu
Yorumlar
Yaziya ekli yorum yok. İlk yorumu siz yapin. |