|
Düş konferansları 2
Eşrefi Bitlisi sözünü bitirince ondan sonra en yaşlı olan Pir Sultan Abdal selam verip söze başladı.
Konferansında Pir; “Duyduklarım doğru ise, yaşanılan bu zamanda bir takım odaklar ülkemde Alevi-Sünni problemi olduğunu söylüyorlarmış. Aleviliğin İslam’dan ayrı kendi başına bir oluşum olduğunu ileri sürüp devletten özerklik istiyorlarmış, Aleviliği bilmeden ahkam kesip kural koyuyorlarmış, Hz. Ali’nin camide öldürüldüğünü bahane edip camiye girmiyorlarmış, benim batın anlamda söylediğimi onlar zahir zannedip namazı ve abesti terk ediyorlarmış, bir aylık ramazan orucunu 3 güne indirgeyip koca Ramazan ayında bir gün dahi oruç tutmuyorlarmış, Emeviler’in başlattığı Ehli Beyt’e hakaretin camilerde halen devam ettiğine inanıp, bütün Müslümanların bu hakarete ortak olduğunu zannediyorlarmış. Nehc`ül Belaga, Hutbetül Beyan ve Makalat’ın bir dağ ismi mi, bir şehir ismi mi yoksa bir kitap ismi mi olduğunu bilmeden kendilerini allameyi cihan addedip Bektaşilik ile ilgili türlü türlü konferans veriyorlarmış. Vilayetname’yi bir masal kitabı gibi okuyup, Hünkâr’ın mecazını bunlar hakikat sanıyorlarmış. Kur’an’ı okumayı öğrenmeden, kaç sûre var bilmeden, ayetler hakkında hüküm verip, bazı ayetlerin de Kur’an’dan çıkartıldığını iddia ediyorlarmış. Ninelerinin başındaki fesi unutup, Müslüman kadınların iffeti olan başörtüsüne dil uzatıyorlarmış. Helal olan şerbeti, haram olan şarapla değiştirip, şarap içmeyeni düşkün sayıyorlarmış. Kimileri de Aleviliği, ideolojik manada sol bir akımmış gibi göstererek beni de ilk sosyalist halk şairi olarak lanse ediyorlarmış. Filmdeki Hz. Ali’yi canlandıran karaktere kızarken, evlerinin duvarlarında boy boy Hz. Ali ve 12 imam resimleri sergiliyorlarmış. Vel hasılı her ne kadar çelişki varsa hepsini üst üste yaşayıp, bütün bunları da Aleviliğin içinde ta başlangıcından beri var gibi gösteriyorlarmış.
Ben onlara derim ki, herkes bilir ki Alevilik denince akla ‘Dört Kapı Kırk Makam’ gelir, Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat bu dört kapının isimleridir. Bu kendilerine Alevi deyip, Aleviliğe iftira eden şeriatın şu on makamına ömürlerinde bir defa olsun bakmalarını tavsiye ederim. Birincisi iman etmektir, iman etmenin şartı da altıdır bir tanesi eksik olsa iman sahih olmaz. İkincisi ilim öğrenmektir. Üçüncüsü namaz kılmak, zekat vermek, oruç tutmak, hacca gitmek, cihat etmek, gusül yapmaktır. Dördüncüsü helal mal kazanmak, faizi haram bilmektir. Beşincisi evlenmektir. Altıncısı haiz ve lahosa halinde cimadan uzak durmaktır. Yedincisi Ehli sünnet vel cemaat olmaktır. Sekizincisi şefkatli olmaktır. Dokuzuncusu temiz yemek, temiz giyinmektir. Onuncusu hayırlı şeyleri emredip çirkin işlerden sakınmaktır. Şeriat kapısının makamları itibari ile konuya yaklaşacaklarsa eğer, buyursunlar bütün makamları teker teker irdelesinler bu maddelerin hangisi İslam’ın dışında ve bu maddelerden hangisi günümüzde konuşulan Alevilikle örtüşüyor? Tekrar ediyorum bütün bu makamlar Makalat’ta anlatılıyor, Yüzyıllar öncesinden Hünkâr Hacı Bektaş Veli yazıyor.
Ey Alevilik-Bektaşilik adına yola çıkıp ‘Ben Aleviyim’ diyen kişi: Hayatın boyunca rastladığın herkes sana Aleviliği soracak, bil ki Alevilik, Hz. Ali gibi ilme sevdalanmak, namazdaki huşunun mihrakı olmaktır. Onun gibi sabah namazını cemaatle kılmak adına kendisine kurulan pusuyu hiçe sayıp ölümü göze almaktır. Hoca Ahmet Yesevi gibi tüm Anadolu’yu baştan başa donatmaktır. Hacı Bektaş Veli gibi kendi cenazesine hem Kayyum hem İmam hem de deveye yükleyip taşıyan olmaktır. Yunus Emre gibi 40 yıl odunun dahi eğrisine yaklaşmamaktır. Sarı Saltuk gibi küfür diyarına İslam’ın parlak nurunu yaymaktır.
Ey Alevi-Bektaşi halkım! Bil ki senin yaşadığın Alevilik, Hoca Ahmet Yesevi’nin yoğurduğu hamurdan Hacı Bektaş Veli’nin pişirmiş olduğu ekmek şeklinde tezahür etmiştir. Elindeki ekmeğine sahip çık. Sen koskoca İslam Coğrafyası’nda yıkılmaz bir kalesin, seni İslam’dan çıkartmaya çalışan şer mihraklarına esir olma, kaleni yıkmak isteyecekler her zaman çıkacaktır. Sen imanla girdiğin İslam yolunda ilim öğrenerek ilerle, ibadet etmekten de geri durma vesselam…
Bu yazı 263 kez okundu. Yorum Ekle | Arkadaşına Gönder | Yazıcı Dostu
YorumlarBülent Kardesim kutlarim yazin cok manidar ve isabetli olmus.
Yorum hüseyin kayhan tarafından 21/04/2008 18:27 tarihinde eklendi. |