Arama Anasayfa
BU HAFTA OKUNANLAR
 
 
 
Yeni Haberler: Tödürge Gölü kuş ve sualtı turizmine aday Zara’daki okulların durumu ortada Zara’nın gerçek nüfusu 12 bin 337 oldu Yapak Vakfı’nda görev değişimi Yapak Vakfı kooperatif binasını devraldı 400 çiftçi icralık oldu Zaralı tiyatroseverler Eşrefpaşalılarla buluştu Ömer Hocadan vefa ziyareti Çaygöz ve Turan okullararası turnuvaların sponsoru oldu Elektrik kesintisi esnafı bezdirdi
 
GazeteZara

Düş Konferansları (1)

Bir çok yerde değişik konularda konferansların düzenlendiği günümüzde, düş gezintilerim içerisinde, bir konferansta ben düzenlemeye karar verdim. Konferansımın davetlileri ise; her biri kendi alanında uzman dört büyük âlim. Namık Kemal, Eşref-i Bitlisi, Pir Sultan Abdal ve Ömer Nasûhi Bilmen. Tabi bu kadar önemli alimin katıldığı konferansın konusu da tahmin edebileceğiniz üzere; Türklük, Kürtlük, Alevilik ve Sünnilik olacaktır.
Konferansta ilk konuşmayı aralarında yaşça en büyükleri olan Eşref-i Bitlisi yaptı ve aynen şunları söyledi:
“Arkadaşlar ben, bu topraklarda fitne çıkartmak isteyen Şah İsmail’e karşı çıkılan seferden geliyorum. Benim geldiğim zamanlarda bu topraklarda Türk-Kürt problemi yoktu. Yok olduğu gibi de varlığı tahayyül bile edilemezdi. Çünkü biz birbirimize öyle derin bağlarla bağlıyız ki; bu bağlarımızın ne zaman, nerede ve ne şekilde başladığı net olarak bilinemeyecek kadar eskilere dayanmaktadır. Bu da bizim birbirimizle kardeş olduğumuz gerçeğinin en büyük işaretidir. İsimlerimize bakın; Kürt ve Türk. Bu isimlerin imlâsını karşılaştırın. Dünya yüzeyinde yaşayan milletlerden birbiri ile komşu olanların isimlerine bakın. Hiç birinin ismi bizim isimlerimizin birbirine benzediği gibi benziyor mu? Güzel bir âdetimiz var bizim; bir ailenin ikiz çocukları olduğu zaman onlara birbirine benzeyen yakın isimler korlar. Çünkü ikizler birbirine benziyorlardır. Harun-Haldun, Selda-Melda, Serkan-Sertan gibi. Bu şekilde ikizler arasındaki yüz benzerliğini isimlerindeki ses benzerliği ile taçlandırırız. Aklı başında, mantıklı biri; Kürt ve Türk arasındaki bu ses benzerliğinin hiç bir şey ifade etmediğini söyleyebilir mi? Hadi bunu söyledi diyelim, söylediğini hangi delille ispatlayabilir?”
“Şuanda yaşanılanlara bakıyorum da çıldırmamak için kendimi zor tutuyorum. Dağa çıkmış soytarı kılıklı şahsiyetsizler, birtakım güç odakların Ortadoğu’daki uydusu anlayışı ile benim omuz omuza verip, fitneye karşı mücadele ettiğim, öz kardeşimin torununa, yüce Türk milletinin sınır boylarındaki koruyucusuna, Mehmetçiğine kurşun sıkıyor. Devlet kurmaktan, özerklik elde etmekten, eyalet sistemine geçmekten bahsediyor. Bütün bunların hayallerini gerçekleştirmek için de; birtakım güç odaklarından silah, insan ve toplum zararına ne kadar yasal olmayan yol var ise o yolları kullanarak ta kendisine maddi kaynak elde ediyor. En acısı da henüz buluğ cağına girmemiş olan çocukları şehirlerde polise karşı düzenlenen eylemlerde kullanıyorlar. Rengini şehitlerimizin kanından alan bayrağımıza saldırıp, uğrunda canımızı feda ettiğimiz vatanımıza pusu kuruyorlar. Bu yaptıkları yetmiyormuş gibi, bir de inançlı Kürt kesimini yanlarına çekebilmek için İslami kurallarla hareket ettiklerini söylüyorlar. Ne acıdır ki benim gariban inanmış Doğulu Müslüman kardeşim, değil Türk Askerine kurşun sıkmak, bu fikri zihninden geçirmenin bile İslam’a ve Müslümanlara yapılmış en büyük ihanet olduğunun farkında olmadan onların bu yalanlarına inanıyor.
Bütün bunları gördükçe damarlarımda taşıdığım kanla bunların damarlarında dolaşan kanın asabi bağlar içeriyor olma düşüncesi beni perişan ediyor. Bütün bu duygu ve düşünceler içerisinde henüz hiçbir terör olayına karışmamış Doğulu Müslüman Kürt kardeşime şunları söylemek istiyorum; ‘Ey asabi düşünüp kendine Kürt diyen Doğulu kardeşim! Zannetme ki sen Oğuz milletinden ayrısın, bilakis sen Oğuz milleti ile aynı kandansın ve aynı soydansın. Örfün bir, âdetin bir, dinin bir, imanın bir, kültürün bir, irfanın bir, ümranın bir, uygarlığın bir, vatanın bir, bayrağın bir, her neyi saysam sonu bir. Bu kadar biri olan hayatta iki ayrı millet olamaz, ayrı millet olsalar bu kadar uzun süre bir arada kalamazlar. Şimdiye kadar ayrılmamışlarsa bundan sonra kim ne yaparsa yapsın bir birinden kopamazlar.
Veyl olsun dağlarda idraksiz gezen Ekrat taifesine, çünkü pisi pisine geberip gidiciler...”
10 Aralık, 2007, Augsburg, Germany



Bu yazı 215 kez okundu.
2 defa oylandı. (Oy Ver)

Yorum Ekle | Arkadaşına Gönder | Yazıcı Dostu



Yorumlar

Yaziya ekli yorum yok. İlk yorumu siz yapin.
İ.Hakkı Acar
Birileri Yine Ateşle Oynuyor
Necmettin Kaynar
Beydağı’nı Beybağı Yapmak İstiyoruz
Tevabil Kaynar
Seçim Türküsü
Karabey Aydoğan
Toplumsal Unutkanlık Sendromu
Yusuf Çınar
Muharrem Ayı ve Aşure Orucu
Ahmet Çınar
Zara’dan Ortaçayır Otlatmaları
Bülent Keleş
Düş konferansları 2
SİVAS
SİVAS
 
gazetezara İletişim Bilgileri
Kızılırmak Mah. Veysel Dursun Cad. Güleç Apt. No: 27 Kat: 2/2 ZARA SİVAS
GSM: 0536 208 48 51 FAKS: 0346 816 35 01

gazetezara'nın web sayfasının kodlaması ve tasarımı Türk Bilişim'e aittir.