|
Birileri Yine Ateşle Oynuyor
Bir zamanların fıkralarıyla ders veren Nasrettin Hoca’sı köy köy, kasaba kasaba dolaşarak o zamanın bilginlerinin çok cahil olduklarını anlatır. Bunu duyan, zamanın bilginleri Nasrettin Hoca’yı Padişaha şikâyet ederler. Padişah da Nasrettin Hoca’yı çağırarak, devletin güvenliğini neden tehlikeye sokucu bu tip davranışlarda bulunduğunu sorar. Nasrettin Hoca, orada bulunan bilginlere birer kâğıt ile kalem verilmesini ister. Bilginlere; “Ekmek nedir?” diye bir soru sorar ve bu sorunun cevabını kâğıda yazmalarını ister. Bilginler tarafından okunan cevaplar şöyledir;
“Ekmek bir yiyecek maddesidir.”
“Ekmek, un ve sudur.”
“Ekmek, Allah vergisidir.”
“Ekmek pişirilmiş hamurdur.”
“Ekmek kavramı çok anlamlıdır.”
“Ekmek besleyici bir maddedir.”
Bu cevaplar okunduktan sonra Nasrettin Hoca söz alarak;
“Her gün aldıkları, ellerinde taşıdıkları ve de yedikleri ekmeğin ne olduğuna karar veremeyen bu bilginler daha neye doğru dürüst karar verebilirler ki? Bu kafalara nasıl güvenebiliriz? Ekmeğin ne olduğuna karar veremeyenler benim suçlu olduğumu nasıl ispat edebilirler ki?” demiş ve kendisini kurtarmış.
Başörtüsü tartışması uzadı gidiyor. Aslî görevini unutan bazı kişiler olayın içine “cumburlomp” daldılar ve boylarından büyük laflar ediverdiler. Hâlbuki TBMM’den, bazı maddelerini benim de beğenmediğim “Vakıflar Yasası” geçti kimseden ses yok. Şu karakışta Mehmetçik dağlarda terörist kovaladı, canını bu memlekete feda etti. Biz “Operasyonu kim durdurttu tartışması yapıyoruz. Ya şu üniversitelerde çalışanlara ne demeli (Onlara “Hoca”lığı yakıştıramadığım için böyle hitap ediyorum) Bakın ne diyorlar; “Türbanlılar üniversiteye girerse biz dışarı çıkarız”, “Kanımızın son damlasına kadar mücadele edip türbanlıyı üniversiteye sokmayacağız” Gelin, siz bunlara “Eğitimci”, “Hoca” deyin bakalım… Biz de öğretmeniz ama bugüne kadar, şu iyi-bu kötü demeden herkesi aydınlatmaya çalıştık. Karşımızdaki öğrencimize “Sen sarışınsın seni okutmam”, “Sen gözlüklüsün sana bilgi veremem”, “Sen kırmızı renkli elbise giydiğin için seni eğitemem” demedik. Bazıları, başörtüsüne karşı olmanın sosyal demokrat olmaya yetmediğini hala anlayamadılar. Ya “Hukukçuyum” diyenlere ne demeli. Bazı hak ve hürriyetlerin kısıtlanması demokrasilerde gerekliymiş (!) Hadi gel de Nasrettin Hoca’ya hak verme… Teröristler sokakta polisle çatışırken, bizimkiler hala teferruatla ilgileniyorlar. Aklı yetik sandığımız kişiler, yeter artık, lütfen memleket hayrına bir şeyler üretiniz. Söylediklerinize siz de inanmıyorsunuz, biliyorum ama, her şeye karşı çıkmak zorunda da değilsiniz. Birilerine kanıp da ortalığı bulandırmayınız lütfen.
Saygı ve sevgilerimle…
Bu yazı 273 kez okundu. Yorum Ekle | Arkadaşına Gönder | Yazıcı Dostu
YorumlarTEŞEKKÜRLER. GÜZEL OLMUŞ. YAZILARINIZIN DEVAMINI BEKLİYORUZ.
Yorum ESRA ŞAHİN tarafından 06/03/2008 19:42 tarihinde eklendi. TEŞEKKÜRLER. GÜZEL OLMUŞ. YAZILARINIZIN DEVAMINI BEKLİYORUZ.
Yorum ESRA ŞAHİN tarafından 06/03/2008 19:42 tarihinde eklendi. sayın hocam konu için verdiğiniz örnekleri yıllar önce bize edebiyat dersinde anlatmıştınız, size aynen katılıyorum..yorumlarınız için ayrıca teşekkürlerimi ve saygılarımı iletiyorum.cumhuriyet orta okulu 3-c sınıfından coşkun GÖKKUŞ
Yorum coşkun GÖKKUŞ tarafından 25/04/2008 21:49 tarihinde eklendi. |