|
ATATÜRKÜN DÖRDÜNCÜ KEZ ZARA’YA GELİŞLERİ
19 Mayıs 1919’da Samsun’a inen Mustafa Kemal Paşa Havza, Merzifon, Amasya, Tokat yolculukları sonrası 27 Haziranda Sivas’a gelmiştir. Dahiliye Nazırı Ali Kemal’in Mustafa Kemal Paşa’nın azledildiği, yakalanıp derhal İstanbul’a gönderilmesi telgrafı da Sivas Valisi Reşit Paşa’nın eline 26 Haziran’da ulaşmıştı. Aynı gün Mustafa Kemal Paşa’nın Tokat’tan çektiği “Sivas’a geliyorum” telgrafı da Vali’nin elindeydi. Tam bu karmaşık ve sıkıntılı ortam içerisinde Harput (Elazığ) Valisi Ali Galip, Sivas Valisi Reşit Paşa’ya, Mustafa Kemal Paşa’yı yakalayıp tutuklanarak İstanbul’a elleri bağlı olarak gönderilmesi için adamlarıyla birlikte baskı yapmaktadır.
Mustafa Kemal; Sivas’a geldiği günün akşamı ve ertesi günü, 27-28 Haziran gecesini, hiç uyumadığını anlatır.(1) Erzurum Kongresi’ne katılmak üzere 28 Haziran sabahı erkenden bir hafta sürecek sıkıntılı bir yolculuğa çıkmıştır. Bu yolculuğun başında Mustafa Kemal Paşa, yanındakilerle birlikte; Zara’da, Turan Ağa’nın evinde çay içip yoluna devam etmiştir.
Sözü burada Turan Ağa’nın gelini Hacer Hanım’a bırakalım...
Paşa; Sivas Kongresi için Sivas’a gelmişti. Bu arada Zara’ya uğradı. Ben o zaman çok gençtim. O gün temizlik yapmıştım. Her tarafı sildim, temizledim. Yorulunca mangala bir çay koydum. Suyunu kaynatıp, çayını attım. İçine bir tutam da kurutulmuş gül yaprağı attım. Gül koksun, beni dinlendirsin diye. Hazırladığım çayı tam bardağa koyuyordum ki kapı hızlı hızlı vuruldu. Açmamla birlikte içeriye bir kalabalık daldı. Şaşırdım, kapının ortasında kaldım. “Paşa geliyor, Paşa geliyor” diyerek saatlerce binbir emekle temizlediğim eve daldılar. Meğer gelen Mustafa Kemal Paşa imiş. Orta boylu, sırtında uzun bir palto, başında kalpak, hızlı hızlı içeri girince ürktüm. Mavi gözleri ateş gibiydi. Göz göze geldik.
“Kızım bana bir sıcak içecek göndersin” diye emir geldi.
Ben hemen az önce kendim için demlediğim güllü çayı bardağa koyarak gönderdim. Çok hoşuna gitmiş. Bunu kim demledi görmek, teşekkür etmek istiyorum demiş. Hemen yanına gittim.
“Paşam ben yaptım.”
“Kızım, adın ne senin?”
“Hacer, efendim!”
“Senden nice Hacerler, Ayşeler, Fatmalar yetiştirmeni istiyorum. Bu zor günlerimizde içimizi ısıtıp bize güç versinler. Biz de memleketi yeniden ihya edelim.”
Ben, daha fazla konuşmaya çekindim. Geri geri huzurundan ayrıldım. Sonradan duydum ki Paşa Hazretleri amcam Fazıl Efendiye;
“Zara’ya, o gül kokulu çayı içmeye bir daha gitmek istiyorum.” demiş. Amcam Fazıl Efendi;
“Paşam, o benim yeğenim, sen emret” deyince, Paşa bana selam göndermiş.
Mustafa Kemal Paşa’nın Erzurum’a bu geçişlerinde Rauf Bey (Orbay), Ali Fuat (Cebesoy), Sivas Kadısı Hasbi Efendi, Erzurumlu Fevzi Efendi ve Fazlı Efendi (Hacer Hanım’ın amcası) gibi isimler yanında bulunuyorlardı. (2)
Kongre sonrası üç hafta kadar daha Erzurum’da kalan Mustafa Kemal Paşa, Sivas Kongresi hazırlıkları için dönüşe geçer. Sivas’tan gelen haberler hiç iç açıcı değildir. Mustafa Kemal 2 Eylül günü yine Zara’dadır. Geceyi, Sivas Valisi Reşit Paşa’nın ricası üzerine güvenli bulduğu Kamil Efendi’nin Kavak’taki çiftlik evinde geçirir. Mustafa Kemal’in Zara’ya ikinci gelişleridir bu. 3 Eylül günü Mustafa Kemal Sivas’a dönmüştür. Burada bir noktayı işaret etmek isterim. Hacer Hanım’ın anlatımında kayınpederi Turan Ağa’nın belediye başkanı olduğunu bahseder. Burada bir tarihi yanılgı var zannediyorum. Zira; Turan Ağa’nın belediye başkanlığı 1922-1925 yıllarına rastlamaktadır.
Mustafa Kemal’in Zara’ya üçüncü kez gelişleri Cumhurbaşkanlığına rastlar. Eşi Latife Hanım’la birlikte yaptığı Erzurum ve Doğu vilayetleri gezisinden dönmektedir. Yol yine Zara’dan geçecektir. Cumhuriyetin ilanından sonra, Cumhurbaşkanı ilçemizi onurlandırmaktadır. (28 Eylül 1924) Cumhurbaşkanımız o geceyi, eşi Latife Hanım’la birlikte, Cumhuriyet İlkokulu’nda, halkla beraber hiç uyumadan geçirmişlerdir. Latife Hanım, her uğradıkları yerde özellikle din adamlarıyla görüşmeyi, onlardan dini konularda bilgiler edinmeyi yeğlemektedir. Zara’da Sarı Müftü lakaplı Müftü Efendi, Mustafa Kemal’in dikkatini çeker. (Bu zat, kendisi gibi sonradan Zara Müftüsü olan oğulları Mahmut ve Gafur Hocaların babasıdır.) Sarı Müftü, Latife Hanım’la bir sınıfta özel olarak birkaç saat sohbet eder. O da etkilenmiştir Müftü Efendiden. Ankara dönüşlerinde, kurulması düşünülen Diyanet İşleri’nde görevlendirmek üzere Müftü Efendiyi Ankara’ya almak isterler ama Müftü Efendi bu isteğe olumlu yanıt veremez.
Mustafa Kemal’in bu gelişlerinde ilçede yoğun bir hazırlık vardır. Resmi daireler, okullar, halk Reis-i Cumhurlarını karşılayacaktır. Muhittin Efendi (Gültürk) henüz ilkokul beşinci sınıf öğrencisidir. Atatürk’e karşı şiir okuyacaktır. Okul idaresi, on beş gün öncesinden Muhittin Efendiyi; ezberlesin, şiiri rahat okusun diye izinli sayar. Tabi Muhittin Efendi görevini layıkıyla başarır ve Atatürk’ten iltifat görür. (Muhittin Gültürk, emekli öğretmen Ulvi Gültürk’ün babasıdır.)
Mustafa Kemal, bu gelişlerinde ikram edilen yemeklerden de pek memnun kalmıştır. Özellikle, yapılan tatlının ustasını tanımak ister. Usta; Ahmet Ağanın kızı, (Ali, Abdullah, Mehmet Efendilerin kız kardeşi.) Ümmühan Hanım’dır. (Cavit Efendinin eşi).(3)
Bu güzel tesadüflerin ötesinde bir ayrı güzellik daha var ki doyumsuz! Cumhuriyetin onuncu yılıdır. Zara’da, Mahvel’de bu münasebetle balo düzenlenmiştir. Bu baloda; Kaymakam, Alay Komutanı ve Müftü; eşleriyle birlikte dansa kalkarlar. Bu güzel anıyı, Gafur Hocanın rahmetli oğlu Mehmet Mahmutoğlu’ndan defalarca dinlemişimdir.
İlk Yayın Tarihi: 12 Mayıs 2004
Bu yazı 941 kez okundu. Yorum Ekle | Arkadaşına Gönder | Yazıcı Dostu
Yorumlarellerine ve yüreğine sağlık.hepsi harika anılar.bunu daha önce bilseydik öğrencilerimizede anlatırdık.TEŞEKKÜRLER
Yorum necla aksoy tarafından 26/09/2008 18:48 tarihinde eklendi. |